
KEDİNİN AKIBETİ
Havaların ısınmasıyla Mersin Erkenekliler Kültür ve Dayanışma Derneğinin önünde bulunan kauçuk ağacının altı yaylayı aratmayacak kadar serin olur. Bu ağacın altında sürekli bir grup bulunur. Derneğe gelenler önce burada üç beş dakika dinlenir. Serinlenirken de memleket havasıyla karşılaştırmadan edemez. Her konu burada konuşulur. Konuşmalar her yöne bedavadır. Bazen çocukluğunu yaşatırlar insana, bazen memleket havası alırsın gurbette, bazen anılarının derinliklerine dalar gidersin, kendini bulursun memlekette.
Çaylar yudumlanırken sohbete, ya doğrudan, ya da yandan karışırsın. Bazen iş verir, bazen iş alırsın. Kahkahalar caddenin karşı tarafından geçen insanları bile rahatsız edecek düzeye varır. Zor susturursun konuşanı. Kızmıştır bir kere garibim. Ağzından küfür dökülmeye başlamasın bir kere. Sigorta atmış, yâda balatalar ıslanmış, fren tutmaz artık. Söylenen doğrudur. Mekanın yanlış olduğunun farkına varılmaz bile. İşte o zaman şehirde köylülüğü yaşarız birlikte.
Bir haftanın yorgunluğunu üzerinizden atmak, birazda memleket havası almak için selam verip oturursunuz kauçuk ağacının altına. Şeytan Cuma konuşuyor ise ayrılamazsınız artık buradan. Seve seve dinlersiniz Cumayı katılmasanız da.
İşte böyle bir günde Çaycı Ali siparişleri alıp içeri girerken Cuma:
-Bak Ali bir daha o kediye ekmek, et ve tavuk kırıntısı verirsen karışmam. Ecdadını S…. Onların.
Ali:
Ya Cuma abi, sen emekli olmuş, yaşlı başlı adamsın. Ne istersin o zavallı kedilerden. Geçen gün bir çocuk gibi eline de sopa alarak buradaki kedileri darma dağın ettin. Herkesi sana güldürdün. Ayıp değil mi?
Muhasebeci Hacı Ali söze atıldı.
Bak Cuma abi, Tamirci Gafar duymasın.
Yine gülüşmeler başladı. Espiri tam yerine oturmuştu. Çünkü Köyde ”kediler” diye bir lakap vardı.
Kedi olayını merak edenler Cuma’ ya sordu:
Cuma;
-Yav dayıoğlu bu namıssız kedi üç beş ay önce beş tane yavru kuzladı. (doğurdu) Yavrularını götürüp şu inşaattaki elektrik panosunun içine koydu. Bende yavruları aç kalmasın diye birkaç ay bu hayvanı besledim. Bir ara ben bakmayınca yavrularının her biri bir tarafa dağıldı, bazıları öldü. İçim parçalandı. Daha yavrularının ölümünden bir ay geçmeden baktım ki bir gün sabahleyin derneğin önünde erkek kediyle anlaşmaya çalışıyor. İrohunu S….. bana güvenipte yavrumu yapacaksın, ne çabuk unuttun yavrularıyın öldüğünü, madem bakamıyon, erkek kedinin yanında işin ne, birde kur yapıyor. Galiba elektrik almış. Elime geçirdiğim bir sopayla bunların üzerine yürüdüm. Nerde görsem bunları kaçırtıyorum. Hiç kimse bu şerefsizlere bir şey vermesinler, vallahi bozuşuruz. Dedi..
Cuma doğru konuşuyordu. Yapılan yanlıştı. Kediler de yanlış yapıyordu. Kim dinlerdi Cuma’ yı “Ak Dağ’da sevdaya yakalanan, Besni’de ki Beyi” dinler mi hiç? Otuz bir yıl geriye gittim.
Cuma’ nın evlendiği günün sabahı söğüt ağacının altında; “Geceler yıl oluyordu, uyku tutmuyordu gözlerimi. Sabahlara kadar düşünüp dururdum evliliği. Şimdi Kara Deniz’de vapurum batsa umurumda değil, mışıl mışıl uyuyorum. Evlik çok iyi herkes evlensin.” Dediği aklıma geldi. Geriye dönük hayatımı yaşarken günümüze döndüğümde Cuma halen siyasete devam ediyordu. Davranışlarından usandığı anlaşılıyordu. Yorgun düşmüştü. Ama Cuma’ nın eve gitmesi için vakit çok erkendi. Müsaade isteyip eve gideceğini söylediğinde erken olduğunu, biraz daha kalmasını söylediler.
Cuma:
-Ulan İrohunu s…bir veriyon, üç geliyo. Evde torun dolu. Yenileri gelmiş torun sevmeye gidiyorum. Diyerek oradan ayrıldı.
Yaşanan ikilemi görünce irkildim. Şehirde köyü yaşamayı, neslimizi devam ettirmek için bütün zorluğa katlanırken, yemek artığıyla yardım yaptığımızı sandığımız hayvanın neslini devam ettirmesine engel oluşumuzu, yardım yaptığımız insanları doğrudan veya dolaylı nasıl satın almaya kalktığımızı hissetim.
Halbuki yapılan paylaşmanın değer kazanıp artması için karşılıksız olması, ve de Allah rızası olması gerektiğidir. Bu paylaşımın karşılığını da Allahtan beklememiz gerekir. Ama bizler insan olarak hep kuldan bekleyerek galiba yanlış yaptık. Böylece yardım alanda her yardım karşılığında insanlık sermayesinden biraz ödün vermeyi öğrendi. Galiba yardım yaptıklarımızı köleleştirmeye çalıştık.
Birlikte yaşadığımız İnsanlar ile kendimize ait olmadığı halde üzerimizde taşıdığımız mal ve sevginin değer kazanması için yaptığımız paylaşımdan karşılık beklersek, acaba uluslar arası yardımdan neler beklenir. Merak ediyorum doğrusu. 30/05/2010 Mersin
Abdurrahman DEMİRCİ
İlköğretim Müfettişi
|